ÖSS Kabusuna Son
Sınav stresini yenmenin ipuçları
[Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir. Üye Olmak İçin Tıklayınız]
Öğrenci Şeçme Sınavı'nda başarılı olmak her gencin hayali.
Ama hangi bölümde okumak istediklerine iyice karar vermeleri gerekiyor. ÖSS'de başarılı olmanın sırrı

planlı ve programlı olmaktan geçiyor. Sınav stresinden kurtulmanın birinci adımı

negatif düşüncelerden uzak durmak. 'Başaramayacağım' kelimesini asla kullanmamak. Ters giden şeyler olduğunda

geçmiş başarıları hatırlama yoluna gitmek.
Hedef belirleyerek ilerleyin
Uzman Psikolog İzzet Kan Natan

sınav stresini yenebilmek için planlı ve programlı çalışmak gerektiğini ifade ediyor. Alternatif planlar üreten gençlerin

hedeflerine bir adım daha yaklaştığını söyleyen Natan

'Aileler çocuklarına köstek değil

destek olmalı' diyor.
Hayalci yaklaşımlar sergilemeyin
Gençler başarılı olmak için nasıl bir yol izlemeli?
Öğrencinin hedef belirlemediği ve hayalci yaklaşımlar sergilediği durumlarda sınav korkusuyla karşılaşılıyor. Bu da başarıyı düşürüyor. Fiziksel ve zihinsel yöntemlerin

başarıyı arttırdığı unutulmamalı. Genç

gevşeme egzersizleriyle vücudunu nasıl kontrol edeceğini öğrenirse

heyecanını bastırabilir. Heyecan

beraberinde korkuyu

korku da stresi getirdiği için

fiziksel egzersizler

zihinsel egzersizlerle desteklenmeli. 'Bu sınavı kazanamazsam mahvoldum

hayatım bitti' tarzındaki düşünce yapılarından da uzak durulmalı. Geçmiş başarıların düşünülmesi

motivasyonu artırıyor. Alternatif planların geliştirilmesi

gencin kendisini daha iyi hissetmesini sağlıyor.
Sonuca değil
sürece önem verin
Aileler nerede hata yapıyor?
'Tıp fakültesine girmelisin. Bu senin hayatının en önemli adımı. ÖSS'yi kazanmak zorundasın. Biz seni okutmak için neler çektik. Bütün emeklerimizi boşa çıkarttın' tarzındaki yaklaşımlardan uzak durulmalı. Aile

çocuğunun doktor olmasını istiyor ve ona başka bir şans tanımıyor. Sonuca önem verdikleri için de

genç başarılı olamadığında hayal kırıklığına uğruyorlar. Aileler

çocuklarının manevi yönleriyle de ilgilenmeli. 'En iyi okullara gönderdik

en iyi hocaları tuttuk' demek yetmiyor. Genci anlamak ve ona destek olmak gerekiyor.
Motivasyonunuzu yüksek tutun
Derece Yayınları Koordinatörü Sosyolog Ufuk Deniz

gençlerle aileleri arasında yaşanan iletişim problemlerinin

ÖSS başarısını olumsuz etkilediğini belirtiyor. Deniz; 'Ebeveynler çocuklarıyla sağlıklı iletişim kurmuyor. Gence

'Niye ders çalışmıyorsun' diye yaklaşmak çok hatalı. Çünkü önemli olan

niye ders çalışmadığı değil

çalışırken nasıl bir yöntem izleyeceğidir. Bu yüzden ailelerin

çocuklarının okul yaşantısını sıkı sıkıya takip etmeleri ve rehberlik birimleriyle diyalog kurmaları gerekiyor' diyor.
Negatif enerji yaratmayın
Deniz

ÖSS'ye hazırlanan gençlerin

nasıl çalışmaları gerektiği konusunda önemli ipuçları sunuyor. Ders çalışmanın belli bir hazırlık gerektirdiğini ifade eden Ufuk Deniz

fizyolojik

psikolojik ve fiziksel koşulların başarıyı belirleyen en önemli kriterler olduğunu belirtiyor. Verimli ders çalışabilmek için

dengeli beslenmek gerektiğine işaret eden Deniz

ders çalışırken en çok gözlerin yorulduğunu bu nedenle istirahat etmenin konsantrasyonu artırdığını söylüyor. 'Başaramayacağım' düşüncesinden uzak durulması gerektiğini belirten Sosyolog Deniz

'İstek

azim ve irade yoksa

başarı da olmaz. Kendi kendine negatif enerji yaratmak

sorunların daha da artmasına neden olur. Yatarak ya da televizyon karşısında çalışılmamalı. Müzikli ortamların

konsantrasyonu engellediği de unutulmamalı' diyor.
GENÇLER NE DİYOR
Türk gençliği harcanıyor
'ÖSS ile ilgili ciddi kaygılarım var. En iyi üniversiteleri bitirsek bile gelecekte iş bulamama olasılığımız oldukça fazla. Sonuç olarak büyük karamsarlık içindeyim.
Benim gibi sınava giren 1 milyon 500 bin genç

hem sınav stresini

hem de sınavdan sonraki stresi yaşıyor. Bu ÖSS

cehennem azabından beter. Hem çalış

didin

kazan sonra da iş bulama! Bu

bizim suçumuz değil. Ne kadar sitem etsem de bu ülkede bazı şeylerin düzelmeyeceği belli. Yoğun talebe rağmen

300 bin kişilik kontenjan açmaya devam edeceklerse ve mezun olduktan sonra bir işe bin kişi başvuracaksa

Türk gençliği harcanıyor demektir.'
Sesimizi kimse duymuyor
'Ailem benim için köstek değil

destek. Bazı arkadaşlarım

ÖSS stresinin yanında bir de aile baskısı çekiyor. İyi sonuç istediklerini her fırsatta dile getiren aileler

çocuklarına inanılmaz bir baskı uyguluyor. Bu yüzden bazı arkadaşlar

sınav anında iflas ediyor. 'Sınav günü hasta mı olurum? Sınavda soru mu kaydırırım? ÖSYM farklı soru tipleriyle mi karşıma çıkar? Hadi hiçbiri olmadı

istediğim yere yerleştim

mezun oldum

emeğimin karşılığını bulabilecek miyim?' Bu sorular paranoyak bir hastanın sorabileceği tarzda sorular. Ama ben paranoyak biri değilim. Dünyanın hangi ülkesinde hiç durmadan üç saatlik sınav yapılıyor? On dakikalık bir ara dahi verilemez mi?
Esasında bu sorunları dile getirmenin hiçbir işe yaramadığını da biliyorum. Sesimizi duyup harekete geçmesi gerekenler de nedense üstlerine hiç alınmıyorlar

alınsalar da yapabilecekleri bir şey var mı ki...'
Şanslı olmak yetmiyor
'ÖSS kaygım yok

kesin kazanırım

açıkta kalmam' diyen biri ya Amerika yolcusudur ya da günümüz Türkiyesi'nde

ÖSS'nin ne olduğunu bilmiyordur. Eğer ailenin maddi durumu iyiyse

açıkta kalmazsın. Ailenin özel üniversiteyi karşılamayacağını biliyorsan

benim gibi çok çalışman gerekiyor. ÖSS benim için tam bir felaket. Şans da gerekiyor ama bilgi olmadıktan sonra şans bir işe yaramıyor. Kısacası ÖSS için kaygılanmayan bir öğrencinin olacağını zannetmiyorum. Gerçekten kaygılanmayanlar varsa

bunu nasıl başardıklarını bana da söylesinler.'
Geleceğe güvenle bakamıyoruz
'Bugün içinde bulunduğumuz şartlara baktığımızda

bize sunulan şeylerin adil olmadığı apaçık ortada. İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlerdeki eğitim olanaklarıyla

Anadolu'daki eğitim olanaklarının eşit olmadığı bilinen bir gerçek. ÖSYM'nin her üç senede bir periyodik olarak sistemde 'yenilik' adı altında anlaşılması güç değişiklikler yapması

puanlar ve derslerin ağırlıklarıyla yoyo topu gibi oynaması

hem kafamızı karıştırıyor

hem de geleceğe güvenle bakmamıza engel oluyor. Yeteneklerimize göre değil

devletin belirlediği kriterlere göre yönlendiriliyoruz. Batı hayranlığının bu denli büyük olduğu

ancak eğitiminde hala bu kriterlerce şekillendirildiği bir ülkede

gençlerin iyi ve doğru şeyler üretmesi beklenemez.'
Altın kurallar
Prof. Dr. Nevzat Tarhan

sınavda başarısız olunabileceği düşüncesinin

başaramama korkusuna dönüştüğünü şu sözleriyle belirtiyor: 'Bu korku

kaygı düzeyini yükseltiyor. Kaygı düzeyinin yükselmesi

beyindeki stres hormonları salgısını artırıyor. Aşırı salgılanan stres hormonları da öğrenme yeteneğini geriletiyor. Öğrenciyi kapana sıkıştıran bu kısır döngü

korkunun daha da artmasına neden oluyor.' Tarhan

öğrencilerin sınav stresini yenebilmeleri için 4 altın kuralı şu şekilde sıralıyor:
● Sınav

birinci amacınız olsa bile

tek amacınız olmamalı
● Başaramazsanız kesinlikle başka bir çıkış yolu vardır
● Zihindeki endişe ve korkuların başarıya faydası yoktur
● Sınavların ölüm kalım savaşı olmadığını unutmayın.